Yayalar yaya geçidi üzerindeVaravin88 / Shutterstock.com

Belediyemiz hepimizin

Şehirlerimiz ve kasabalarımız bizim yuvamızdır. Ancak burada yaşamak birçok vatandaşımız için her zaman kolay değil. Çoğumuz temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çok çalışıyor ya da Hartz IV yasasından çıkamayacağımızı düşündüğümüz için kendimizden şüphe ediyoruz. Ve elbette ki hepimiz çocuklarımız ve torunlarımız için yaşanmaya değer bir gelecek hayal ediyoruz.
İnsanların yeterli miktarlarda paraya sahip olmaması, omuzlarındaki günlük ağır yüklerle ilişkilidir. Emekliler, işsizler ve düşük gelirli birçok kişi, iyi bir hayat ve hatta adalet hakkında konuşmak bile istemiyor. Siyasetin hayal kırıklığına yol açtığını düşünüyorlar. Ancak bu durumun değişmesi gerek. Herkesin aynı haklara ve eşit değerlere sahip olması gerek.

13 Eylül’de yerel belediye seçimleri gerçekleştirilecek. Dayanışmaya dayalı bir toplumun mümkün olduğunu göstermemizin vakti geldi. Ayrımcılığın hiçbir türüne müsamaha gösterilmeyeceğini göstermenin zamanı geldi. Yönetimin, ait olduğu kişilere teslim edilmesinin zamanı geldi: biz vatandaşlara. DIE LINKE’yi seçmenin zamanı geldi.


Sağlık bir hayal değil

Animasyon "Bakım ve sağlık için daha fazla para."
Bu Korona virüs salgınından önce de bilinen bir gerçekti. Sağlık sistemimizin, acil durumlarda yeterli kapasiteye sahip olmadığı ortadadır. Özel hastaneler sadece kendilerine gelir sağlayacak hastaları tedavi ediyor, bizim sağlığımız üzerinden kazanç sağlıyorlar. Bu sorun Korona ile yüzünden meydana gelmemekle beraber günlük hayatımızın uzun zamandır bir parçası. Uzman doktorlardan randevu almak için genellikle aylarca bekliyoruz ya da tam olarak iyileşmemiş olsak bile hastaneden taburcu edilebiliyoruz. Bunun nedeni ise doktorların, bize sağladıkları hizmetleri kategorilendirmek zorunda olmalarından ve hastanelerin ve bakım merkezlerinin kâr etmek durumunda olmalarından kaynaklanıyor. Yeterince bakım personeli yok ve üstelik yeterli ücret almıyorlar.
Bizim devlet hastanelerine ve resmi kurumlara ait bakım tesislerine ihtiyacımız var. Bizim belediyeye ait bakım hizmetine ihtiyacımız var. Bizim ev ziyaretleri gerçekleştirebilecek doktorlara ihtiyacımız var. Bizim iyi donanımlı ve iyi ücret alan sağlık ve bakım çalışanlarına ihtiyacımız var.
LINKE olarak bizim için geçerli olan, “paradan önce insan” düşünce şeklidir. Sağlık bir meta değil, bir insan hakkıdır!

Çevre koruması sosyalleştirilmeldir.

İklim koruması maliyetli bir iştir ancak insan hayatına mal olmaz. Bu yüzden şehirlerdeki ve topluluklardaki insanlar için iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonuçlarını hafifletmek için elimizden geleni yapmalıyız.
DIE LINKE için bu sosyo-ekolojik ve anti kapitalist bir durumdur. Çevrenin korunması için yeşilin kârdan önce, atıktan kaçınmanın geri dönüşümden önce gelmesi ile, CO2 nötralizasyonu da yenilenebilir enerji kaynaklarının inşası ile mümkündür. Yerel elektrik şebekeleri kamu sektörüne aittir, böylece belediye kurumları herkes için uygun fiyatlı yeşil elektrik projeleri geliştirebilir. Bundan ve çok daha fazlasından 2035 eylem planımıza ekledik.
Animasyon "İklim değişikliği yerine sistem değişikliği"
Tutarlı iklim koruması hepimiz için yeniden düşünmek anlamına geliyorsa, açık olan bir şey vardır ki, faturalar küçük insanlara değil, büyük işletmelere kesilmelidir!
Bisikletçiler Bisiklet şeritliTimelynx / Shutterstock.com

Bisiklet ve yerel ulaşıma öncelik

Sokaklarımız kalabalıklaşıyor ve hava koşulları daha kötüye gidiyor. Bu durumun arkasında birçok sebep var: İş yerleri, spor alanları ve süpermarketler yaşam alanlarından giderek daha fazla uzak yerlerde inşa edilmeye başlanıyor. Buna ek olarak tedarik trafiği de artık daha yoğun. Kırsal alan güzergahlı otobüs hatları neredeyse hiç yok ve bu yerlere kişisel arabalar olmadan gitmeniz neredeyse imkânsız. Bu nedenle DIE LINKE’nin amaçlarından bir tanesi, otobüs ve tren ağını genişletmek ve saat aralıklarını azaltmak. Bazı insanlar kişisel arabalarını daha sık kullanırken bazı kişiler için seyahat durumu daha da zorlaşıyor. Düşük gelirli, emeklilik maaşı az olan veya Hartz IV’ten etkilenen insanlar genellikle otobüs ve tren bileti alamıyorlar. Yaya yolunu kullanan ya da bisiklet ulaşımını tercih eden insanlarsa sıklıkla dar kaldırımlarla ya da bozuk bisiklet yolları ile karşılaşıyorlar. Bu nedenle trafik planlamasını kelimenin tam anlamıyla tersine çevirmek istiyoruz:
Yayalara öncelik, daha fazla ve daha iyi bisiklet yolları, şehir içinde araba bulunmaması, diğer yerlerde 30 km/s hız, bilet almaya gerek olmaksızın otobüs ve trenle seyahat imkânı.

Yoksulluğa (çocuk yoksulluğuna) karşı savaş ilan ediyoruz.

Animation "Kinder vor Armut schützen!"
Zenginlerin daha da zenginleştiği, fakirlerin daha da fakirleştiği ve yaşam için daha az maddi imkâna sahip olduğu bir gerçektir. Bu adil değil. Almanya gibi zengin bir ülkede emekliler, emekli maaşları ay sonuna yetmediği çöp kutularından şişe ayıklamak zorunda kalmamalıdır. Bekâr ebeveynler çocuğunun okul gezisinin parasını ödeyemeyecekleri için umutsuzluğa kapılmamalıdır. Dar gelirli insanlar zor durumda kalmamalıdır. Çocuklar yoksulluk içinde yaşamamalı ve bu nedenden ötürü toplumda kendileri dışlanmış hissetmemelilerdir. Fırsat Yasası düşük gelirli aileleri damgalamaktadır. Bu duruma karşı harekete geçmek istiyoruz!
Bundan sonra gaz, elektrik ve su kesintileri yapılmasına izin verilmeyecek! Bu amaçla kesin olarak gerekli olan otobüs ve trenlerde ücretsiz ulaşım!
İki okul kız bir tahtaya yazmakJust dance / Shutterstock.com

Herkes için iyi ve ücretsiz eğitim

Her işin başı önemlidir. Yaşam boyu öğrenme günlük bakımda başlar. Bu nedenle de ücretsiz olmalıdır. İlkokullarda sınıfların çok büyük olmaması gerekmektedir. Belediyelerin bunu kendileri düzenleyebilmeleri gerekir. Çocukların tüm gün boyunca iyi okul koşullarına ve hem ilkokulda hem de ilkokul sonrasında ortak öğrenime ihtiyaçları vardır. İyi eğitime, kabarık banka hesapları karar vermemelidir. DIE LINKE toplumsal eşitsizlikle mücadelede HERKES için tüm gün okul talebinde bulunur. Dar gelirli aileler için maddi fon talep ediyoruz. Bunun için kim ödeme yapmalı? Federal ve eyalet hükümetleri, şehirlere ve belediyelere bunun için yeterli para sağlamalıdır. Eskimiş okul binalarının da yenilenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte okul sosyal çalışanlarının yeterli sayıda olması, öğle yemeğinin sağlıklı ve ücretsiz olması da önem arz etmektedir. Yemeklerin lezzetli ve çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak niteliklere sahip olması gerekir. Okullar bu anlamda entegrasyonun ve kaynaşmanın sağlandığı yerlerdir.
Çocuklarımız okul için değil, okulda ortak yaşam için öğrenim görürler.

Yüksek gelir yerine ödenebilir kira

Konaklama masrafları giderek daha da pahalılaşıyor. Peki, neden? Çünkü gayrimenkulcüler ceplerini doldurmaktan başka bir şey düşünmüyor. Kirada oturanlar gelirlerinin yarısını ya da daha fazlasını kiraya verdikleri için ekonomik anlamda zorluk çekiyor. Kira kontrollü dairelerin sayısı giderek azalıyor. Bu konuda bir şeyler yapmamız gerek! Kirada oturan ve hakkını arayanları destekliyoruz. Hakkını (henüz) aramayanların haklarını savunuyoruz. DIE LINKE, kira kontrolü talep ediyor, yaşam alanları konaklamada yaşanan spekülasyonlara son vermek istiyor. Bu alanda yaşanan boşlukla mücadele etmek ve daha da önemlisi, daha fazla belediye konutu inşa edilmesini istiyoruz.
Animasyon "Barınma uygun olmalıdır"
Bu bağlamda en büyük zorluğu yaşayan insanları, sokakta yaşayan evsizleri unutmuyoruz. Bu kişilerin “Housing first” örneğini izleyerek daha fazla konaklama imkânına ihtiyaçları var. Üstelik bu kişiler sokakta geçirdikleri uzun yıllardan sonra en nihayetinde bir ev bulduktan sonra da desteğe ihtiyaç duyuyorlar.
Tekerlekli sandalye kullanıcısı erişilebilir bir patikadan geçerStudio 72 / Shutterstock.com

Engelleri hem binalardan, hem internetten hem de zihinlerden kaldırmamız gerek

Engelli misin yoksa? Engelli olunmaz, engelli olmaya zorlanılır. Hem tren istasyonlarında, hem internet dünyasında hem de seçimlerde. Henüz hâlâ tüm kamu binalarında engelleri kaldıramadık. Hepimizin rahatlıkla gezinip yürüyebildiği bazı yerlerde hâlâ rampa, asansör ya da görme engelli kişiler için yönlendirici donanımlar yok. Fiziksel açıdan dezavantajlı kişiler bu nedenle engelli insanlar haline geliyor. Herhangi bir dezavantaj sahibi olmayan kişiler bunu hiç fark etmiyorlar. Engelleri kaldırmak hepimiz için yararlı bir durumdur. Her şehrin, her belediyenin engellilerin topluma katılmasını kolaylaştıracak görevlilerinin olması ve danışma kurullarının olması büyük önem taşır. DIE LINKE, sizinle birlikte resmi belgelerin, internet sitelerinin ve binalarının engelsiz olabilmesi için kendi kendine yardım gruplarının ve örgütlerinin de yer aldığı bir dâhil etme planı hazırlamak istiyor.
Her bireyin topluluğun bir parçası olduğu ve toplumu herkes için şekillendirecek kişilerin bizler olduğumuzu herkesin anlaması gerek. Engelleri hem aklımızdan hem de insanların önünden kaldırmamız gerek.

Eşitlik kâğıtta kalmasın

Animasyon " kadınlar daha fazlasını hak ediyor"
Kadınlar, 100 yılı aşkın bir süredir seçimlerde oy hakkınız var. Ancak parlamentoda ve özellikle de belediye oturumlarında erkeklerin sayısı hâlâ kadınların sayısından daha fazla. Üstelik evde de ev işi yapmak, büyük bir özveriyle çocuklarla ya da ailenin diğer üyeleriyle ilgilenmek size kaldığı için profesyonel hayatı yarıda kesmek zorunda kalan siz oluyorsunuz. Eşleriniz kariyer yaparken siz de giderek daha az kazanmaya mahkûm ediliyorsunuz. Bu nedenle de yaşlılık dönemlerinde yoksulluğa daha fazla maruz kalıyorsunuz. Bu yüzden erkeklere bağımlı hale geliyorsunuz. #metoo hareketine rağmen cinsiyet ayrımcılığı günlük yaşamın bir parçası olmaya devam ediyor. DIE LINKE bu durumu değiştirmek ve toplumda tutarlı bir cinsiyet eşitliği politikasıyla iyi bir örnek oluşturmak istiyor! Peki, bunu nasıl yapacağız? Evde yaptığınız işleri görünür kılacağız ve profesyonel işleriniz için adil ödeme gerçekleştireceğiz.
Evde şiddete maruz kalan kadınlarımız için kadın sığınma evlerinde daha fazla alan istiyoruz. Sizi ve çocuklarınızı korumak için daha fazla maddi kaynak istiyoruz.
Bir gösteride, bir kadın "Irkçılığa Karşı Ayağa kalk" yazan bir tabela tutuyor

Faşistleri artık hiçbir yerde istemiyoruz

Kentlerimiz ve kasabalarımız 100 yıldan uzun bir süredir göçle şekilleniyor. DIE LINKE olarak biz bunu bir kazanç olarak görüyoruz. Yeşil lahananın tadı bulgur salatası kadar güzel, nargile salonlarındaki muhabbetler de köşe barlarındaki kadar neşeli ve bu güzel bir şey, böyle de kalması gerek. İşte bu yüzden karşılaştığımız her yerde ırkçılığa karşıyız! Çok kültürlü bir toplum taraftarıyız! Göçmen kökenli insanlar ayrımcılığa uğradığında buna sessiz kalmayacağız. Mülteciler saldırıya uğradığında sessiz kalmayacağız. Dışlamanın olmadığı barışçıl bir toplum için sesimizi yükseltiyoruz. Şehirlerimizi güvenli cennetlere dönüştürmek istiyoruz. Parlamentolarımızdaki uyum konseyleri diğer tüm komitelerle aynı haklara sahip olmalıdır. Sağ örgütlere karşı savaş ilan ediyoruz.
Yerel parlamentolarda ırkçılar ve sağcı popülistler ile çalışmak istemiyoruz. Hem siyasette hem de sokaklarda bu insanlara karşıyız.

Belediyeler için daha fazla maddi imkân

Bir reklam posteri ile boş bir otobüs durağı
Kentlerimiz ve belediyelerimiz artık kullanılamaz hale gelmemeli. Kamu hizmetleri, konut birlikleri ve ulaşım işletmeleri gibi iyi işleyen kamu işletmelerine ihtiyacımız var. Yönetimin de daha fazla personele ve daha iyi, modern ekipmanlara ihtiyacı var. Bunların hepsinin maliyeti var! Bu maliyetleri nasıl karşılayabileceğimizi düşündük. Belediyelerimiz için en önemli gelir kaynağı olan ticaret vergisi bu anlamda büyük önem taşıyor. Bu verginin belediye işletme vergisine dönüştürülmesini istiyoruz. Peki, bu ne anlama geliyor? İşletmelerin bir belediyede ürettiği her şey doğrudan kaydedilir ve vergilendirilir. Küçük işletmeler için bir ödenek oluşturulur. Federal, eyalet ve yerel belediyelerden oluşturulacak ortak bir fon havuzu şeklinde bir eski borç fonu oluşturulmasını istiyoruz.
Belediye parlamentolarında duruşumuzu sert bir şekilde belli edebilirsek federal hükümetten talep ettiklerimizi daha net bir şekilde temsil edebiliriz.